Forumdan Yararlanmanız için önce forumsitesi.org sitesine üye olmanız gerekmektedir!!.Buraya Tıklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.
Go Back   :::::KaLiTeLi PaYLaŞıMıN TeK aDReSi:::::: > Genel > Vatan-Türkiye > Tarihimiz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 06-13-2009, 05:17 PM   #51
m.tayyip
Özel Üye
 
m.tayyip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 456
Bulunduğu yer: internette buldum
Mesajlar: 56
Konuları: 0
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 m.tayyip is on a distinguished road
Standart


çokk sağol sosyal ödevleri için lazımdı
m.tayyip isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-19-2009, 02:15 PM   #52
mert_70
Yeni Üye
 
mert_70 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 525
Bulunduğu yer: google
Mesajlar: 18
Konuları: 1
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 mert_70 is on a distinguished road
Red face bu ne anlamadım


Alıntı:
-JönTürK- Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mo-tun'un oğlu tanhu Kiok (Chiyü /Kök?/ veya Laoshang M.Ö. 174-160) Hun İmparatorluğunun bu büyüklüğünü muhafaza etmeğe çalıştı. Yurtlarından oynattığı Yüeçilerin Afganistan'a giderek Baktria (Belh) bölgesinde vaktiyle İskender tarafından kurulmuş olan Grek hakimiyetine son verdikleri tarihte (M.Ö. 166) kalabalık ordusu ile Çin'e girerek başkent Ch'angan yakınındaki imparator sarayını yakan Kiok bu seferdeki gayesine uygun olarak Çin ile iktisadî ilişkilerini dostane bir şekilde sürdürmek için bir Çin prensesi ile evlendi. Şüphesiz Çin sarayı ile devam ettirilen akrabalık siyasî mahiyette bir davranıştan ibaretti. Fakat bu suretle ileride Çin ile temas halindeki hemen bütün Türk devletleri bakımından kötü neticeler verecek olan bir çığır derinleştirilmiş oldu. Çünkü hanedanlar arasındaki bu yakınlaşmalar her zaman Çin hile makinesinin harekete geçmesi için fırsat teşkil etmekte idi. Hun merkezinde Çinli prensesin himayesinden faydalanan Çin diplomat ve vazifelileri Hun imparatorluğu topraklarında serbestçe gezip dolaşıyorlar Türkler ve tâbi kavimler arasında kötü propaganda yapıyorlar devleti sinsice kuvvetten düşürmeğe çalışıyorlardı. Bundan başka ticaret malı olarak memlekete sokulup Hun ileri gelenleri arasında revaç bulan Çin ipeği lüks zevki yolu ile rehaveti arttırmakta idi. Kiok devrinde fazla hissedilmeyen bu menfî durumlar onun oğlu Künçin (Chünch'en) zamanında (M.Ö. 160-126) gerçek bir huzursuzluk kaynağı olarak kendini gösterdi. Keza Han sülalesine damat olan bu tanhu babası ve dedesi ölçüsünde dirayetli ve asker ruhlu bir hükümdar olmadığı için Hun iktidarında sarsıntılar belirdi. Çinlilerin bu devirde (imparator Chingti 157-141) sınır boylarında ufak çaptaki akınları durdurduğu görülüyordu. İlk defa imparator Wuti (M.Ö. 141-87) kalabalık ordular teşkil ederek Hun hakimiyetinin yıkılmasını hedef tutan planlarını tatbike girişti. Propagandayı arttırdı. Gayelerinden biri de Çin için büyük gelir kaynağı olan ipeğe batı bölgelerinde yeni pazarlar bulmak ve İç Asya-İran üzerinden Akdeniz kıyılarına ulaşan meşhur "İpekyolu"nu emniyet altına almaktı. Dolayısıyla Orta ve Batı Asya'da yabancıların kudretini kırması lâzımdı. Bilindiği gibi aşağı yukarı M.S. 1. bin sonlarına kadar Türk-Çin mücadelelerinin temel sebeplerinden biri bu kervan yoluna hakimiyet meselesi olmuştur. Wuti'nin İpekyolu üzerindeki memleket ve kavimleri öğrenmek ve Hunlara karşı onlarla işbirliği sağlamak maksadı ile batıya gönderdiği yüksek rütbeli bir asker olan Çangk'ien'in (Changch'ien) gizli vazifesini yaparken Hunlar tarafından bir süre gözaltında tutulmasına rağmen buralarda geçirdiği uzun müddet içinde (M.Ö. 138-126) edindiği bilgiyi temaslarını ve hükümete tavsiyelerini ihtiva eden mühim rapor imparatoru memnun etmiş ve sonraki Çin siyaseti için başlıca rehber vazifesini görmüştür. Bu arada Çinliler çok ehemmiyetli bir başarı daha elde etmişlerdi ki o da ordularını Türk usulüne göre yetiştirmeleri ve Hun silahları ile teçhiz etmeleri idi. Daha Mo-tun'dan çok önceleri 318 andlaşması ile ilgili olup Hunlara karşı askerî gücünü takviyeye çalışan Chao (Şansi'de) krallığında Wuling (M.Ö. 325-298) zamanında başlayıp daha sonra Kuzey Çin'de feodal hükümetlerin yerini alan büyük Ch'in devletinin imparatoru Shihhuangti zamanında hızla devam eden bu askerî ıslahat hareketleri Han imparatoru Wuti'nin kumandanlarından Weits'ing ile Hun tarzında 140 bin kişilik bir süvari kuvveti çıkaran Ho K'üping tarafından büyük başarıya ulaştırılmıştı. M.Ö. 127-117 yılları arasında Ordos'daki Hunlara karşı kazandıkları zaferler Hun ağırlık merkezinin Gobi'den kuzeye Orhun nehri bölgesine kaymasına sebep olmuştu.

Hunlar artık eskisi gibi değildiler. Akınları duraklamış bilhassa Tanhu Tsütihoü (Chut'eho) zamanından itibaren (M.Ö. 101-96) 40 yıl devamınca zengin güneybatı topraklarının (Tanrı dağları Cungarya Turfan Yarkent Kuça vb.) düşman istilasına uğraması ile devlet geliri azalmış o zamana kadar Çin'den vergi ve hediye olarak sağlanan malî destek kesilmişti. İç huzursuzluk idarecilerle başbuğların arasını açmağa yönelen kesif Çin propagandası ile gittikçe derinleşiyordu. Hun prenslerinin birbirleri ile olan anlaşmazlıkları mücadeleyi şiddetlendirdi. İktisadî darlık ve askerî güçsüzlük karşısında maddî yardım temin edilir düşüncesi ile çıkar yol olarak Tanhu Hohanyeh'in (M.Ö. 58-31) Çin himayesini isteme meyli durumu büsbütün karıştırdı. Sol Bilge eliği (Sol kanat kralı) olan Çiçi (Chihchih Tsitki) bu kardeşinin tanhuluğunu tanımadı. Mesele Hun devlet meclisinde (Türkçesi: toy) ağır münakaşalara yol açtı. Hohanyeh'in teklifi; istiklâlin feda edilmesini "gülünç ve utanç verici" bir davranış sayan ve kendilerinden ülkenin devralındığı atalara karşı hürmetsizlik kabul eden Çiçi taraftarlarınca reddedildi. Tanhu'nun fikrinde direnmesi Hunları ikiye ayırdı (M.Ö. 55). Devlet birliğinin parçalanması ile Çin üzerindeki Hun tehdidi ortadan kalktığı için Doğu Asya tarihinde bir dönüm noktası olan bu yıllarda Hun prensleri arasında iyice alevlenen açık mücadele sonunda rakiplerini mağlup bu arada tanhuluk merkezini de işgal ederek Hun imparatoru durumuna yükselen Çiçi karşısında Hohanyeh kendine bağlı kütlelerle birlikte desteğini sağladığı Çin'in kuzeybatı sınır bölgesine (Ordos Pingçu) çekildi (M.Ö. 54).

Devletini güçlendirmek ve iktisadî imkanlara kavuşturmak bakımından hakimiyetini batıya doğru yaymağı uygun gören Çiçi Tanhu M.Ö. 51'de harekete geçti. Önce Tanrı Dağları kuzeyi Isık Göl havalisindeki Wusun'ların mukavemetini kırdı; Tarbagatay bölgesindeki Ogurları daha kuzeydeki Kırgızları ve İrtiş etrafındaki Tingling'leri tabiiyetine aldı. İki yıl içinde kazandığı bu başarılardan sonra Wusun akınlarının tedirginliğinden kurtulmak isteyen Kangkü (Çu Güney Kazakistan bozkırı Maveraünnehir) kralının arzusu üzerine bu devleti himaye etmek vesilesi ile Aral Gölüne kadar bütün batı bölgesini idaresi altına alarak geniş Orta Asya Hun İmparatorluğunu ihya etti. Çiçi hükümetinin kuzey Moğolistan'daki ağırlık merkezini de Çu-Talas nehirleri arasına kaydırarak orada etrafı surlarla çevrili yeni bir başkent inşa ettirdi (M.Ö. 41) ki böylece mevkii dolayısıyla İran Afganistan Hindistan Doğu ve Orta Avrupa kıtaları bakımından Asya tarihinin bundan sonraki gelişiminde sürekli tesiri görülecek olan Türkistan sahasına Türk halkının iyice nüfuzunu sağlamış oluyor (Batı Hunları) ve Fergana Baktria (Belh) havalisini kendine bağladıktan sonra Çin kaynaklarına göre Ansi bölgesini yani güneybatı sınırları ta Anadolu'ya kadar uzanan Parth İmparatorluğunun kuzeydoğu kısmını zaptetmek için planlar hazırlıyordu.

Fakat Çiçi'nin hakimiyeti uzun sürmedi. Topraklan çok genişti ve Hun devleti bu bölgelerde henüz iyice yerleşmiş idarî nizamı kurmuş tâbi kütleler ve komşuları ile normal münasebetlerini geliştirmiş değildi. Çiçi'nin harekâtını adım adım takip eden Çin Wu'sun'ları Kangkü devletini kendine çekmeği bildi ve derhal saldırıya geçti. Etraftan aldıkları yardım ve 70 bin kişi civarındaki orduları ile baskın şeklinde Hun topraklarına girerek süratle ilerleyen Çinliler tarafından kuşatılan Talas ırmağı üzerindeki surlu Hun başkenti tamamıyla tahrip edildi (M.Ö. 36). Başkentte hayrete değer bir müdafaa yapılmış sokaklarda kanlı savaşlar verilmiş hatta tanhuluk sarayı içinde oda oda çarpışılmış ve Çiçi oğlu ve hatunlar dahil saray mensuplarından 1518 kişi ellerinde kılıç devletleri uğruna hayatlarını feda etmişlerdi.

Çiçi'nin batıya uzaklaşmasından sonra kendini toplayan ve Çin hükümeti ile anlaşma yaparak (M.Ö. 43) devlet meclisinin kararı ile başkentini Orhun bölgesine nakleden fakat M.Ö. 36'dan itibaren tekrar Çin tâbiliğine giren Hohanyeh'e (ölm. M.Ö. 31) bağlı kütleler onun evlatları tarafından bir müddet idare edildikten sonra tekrar toparlanmağa başlamışlar ve kudretli bir devlet adamı olduğu anlaşılan Yu (Hotodzsisi) Tanhu zamanında (M.S. 18-46) Çin'e karşı istiklallerini elde ederek doğuda Mançurya'ya batıda Kaşgar'a kadar olan geniş bölgeyi tekrar idarelerine almağa muvaffak olmuşlardı. Fakat Yu'nun ölümünden itibaren iç anlaşmazlıklara düşmeleri ve uzun süren kıtlık yıllarının sebebiyet verdiği çok sayıda hayvan kırımı ile ülkede baş gösteren açlık Hunları müşkül duruma soktu. Yu'nun oğlu Tanhu P'unu'ya karşı mücadele açarak kuzeydeki Hun kabileleri arasına çekilen Pi'nin (P'unu'nun yeğeni) orada kendini tanhu ilan etmesi hadisesi (M.S. 48) Hunları tekrar ve artık bir daha birleşememek üzere ikiye ayırdı: Kuzey Hunları (Kuzey veya Dış Moğolistan'da) ve Güney Hunları (Güney veya İç Moğolistan'da).

Böylece M. 48'de ayrı siyasî vasıfları kesinlik kazanan iki Hun devleti arasındaki büyük fark güneydekinin Çin tabiiyetini devam ettirmesi Kuzey devletinin ise istiklalini daima koruması idi. Bundan başka Güney Sibirya Cungarya ötesine kadar Batı ve İç Asya'da iktisadî ehemmiyeti bilinen bütün şehir devletleri de Kuzey Hun Devletinin idaresinde idi. Dolayısıyla siyasî ve askerî Çin saldırılarının ana hedefini teşkil ediyordu. Daha Hun İmparatorluğunun bölünmesi ile sonuçlanan iç mücadeleleri ustaca istismar eden Çin Hunlara bağlı doğudaki Moğol-Tunguz karışımı Wuhuan ve Sienpi (Hsienbi) kütlelerini kışkırtmış bunların sürekli baskıları neticesinde Hun Devleti Doğu Moğolistan'da kontrolü kaybederken batı bölgesinde de tahrikçi Çin siyaseti ile karşılaşmıştı. Bu sebeple en tesirlisi Yarkent Krallığı olmak üzere Şanşan (Loulan Lobnor'un güneyi) Turfan vb. bölgelerdeki ayaklanmalar ile uğraşmak zorunda kalındı (46-60 yılları). Hun Devletinin buralarda bilhassa Çin'in sömürücü tutumu ile Yarkent kralı Kien'in çok merhametsiz davranışından perişan düşen halk tarafından kurtarıcı gibi karşılanması ve duruma hakim olduktan sonra yeniden baskı altına aldığı Çin'i sınır kasabalarında serbest ticarete mecbur etmesi (61-65) Çin'i tam kararlılık içinde ve doğrudan doğruya askeri harekâtla Hun Devletini çökertmek hazırlığına sevk etti. İmparator Mingti (58-75) Ç'engti (75-89) ve Hoti (89-105) devirlerinin ünlü generali Pan Ç'ao'nun yüksek kumandasında kalabalık Çin ordularının 30 yıl süren harekâtı sonunda Kangk'ü'ye kadar (Kaçgar Hami Yarkent Hoten dahil) sayısı 50'yi bulan zengin ve kervan yolu üzerinde olduğu için iktisadî yönden önemli şehir Çin idaresine geçti. Bilhassa 73-74 89-90-91 yılları harekâtında ağır kayıplara uğrayan Hunlar İç-Asya'da hakimiyetlerini kaybederken doğuda da Sienpi'lerin hücumlarına (en şiddetlisi 89-91 arasında) maruz bulunuyorlardı. İki cephede sürekli savaşlar vermek zorunda kalan Kuzey Hun Devleti son tanhuların başarılı müdafaalarına rağmen kuvvetten düştü durum aleyhte gelişti. Hakimiyetlerini Güney Sibirya'ya ve Cungarya'ya kadar genişletmeğe muvaffak olan Sienpi'lerin hükümdarı Tanshihhuai (aş. yk. 147-156) tarafından nihayet saf dışı edilen Kuzey Hunlarının (ihtimal Tanhu Avitokhol zamanında) toprakları düşman kabilelerin istilasına uğradı. Siyasî iktidarlarının zayıflamağa yüz tuttuğu tarihlerde esasen memleketi terk etmeğe başlayan Hunlardan (büyük çapta göçler 91'de ve 155'e doğru) Kuça civarında kalan Yüepan-Yüebanlar dışındaki kalabalık kütleler batıya çekilmişlerdi ki bunların şimdiki Güney Kazakistan bozkırındaki soydaşlarına (Çiçi Hunları) katıldıkları anlaşılmaktadır.

M. 48'den beri Çin sınır bölgesinde yaşayan ve kuzeyden gelecek saldırılar için Çin'in ileri karakolu bir tampon devlet durumunda olan Güney Hunları da pek huzurlu değildi. Kukla tanhulara karşı Hun kabileleri sık sık başkaldırıyorlardı. 94 124 ve 140 yıllarında görülen ayaklanmalar güçlükle bastırılmış bunları 153 158 isyanları takip etmişti. Bu senelerde Kuzey Moğolistan'ı işgal eden Sienpi'ler güneye doğru baskılarını artırarak Hun devleti için tehlikeli olmağa başladılar (177'den itibaren). 188'de Çin hükümetince tayin edilen tanhunun tamamen Çin'e teslim olma kararı üzerine Hunlar tarafından öldürülmesi devleti başsız bıraktı. Kabileler diğer tayinli iki tanhuyu da tanımadılar ve dağınık kabile hayatına döndüler. Son tanhunun Çin başkentinde hapsedilmesi ve ülkenin 5 eyalete bölünerek Çinli askerî valilerin gözetimine verilmesi ile Güney Hun Devleti de sona erdi (M. 216).

Bununla beraber Sienpi baskısı yüzünden bilhassa 3. yy.'ın 2. yarısında güneye gelmek suretiyle Çin'de sayıları gittikçe artan Hunlar Çin idaresi altında ve Çinli halk arasında varlıklarını korumayı bildiler. Çin'de Han sülalesi iktidarının zayıflamağa yüz tuttuğu tarihlerde (180'den itibaren) birbirleri ile mücadeleye girişen generallerin tutumu büyük değişiklik meydana getirmiş siyasî birliğin parçalanmasına yol açmıştı ("16 Devlet" devri). Sui hanedanının birliği ihya ettiği 589 yılına kadar süren bu devrede Türk kütleleri başta Tabgaç (Wei) sülalesi olmak üzere müstakil devletler kurmuşlar ve Han iktidarının son bulması ile M.S. 220'lerde tekrar sahnede görünen Güney Hun kabile başbuğlarının idaresinde nüfuzlarını artırarak zamanla hemen bütün Kuzey Çin'i Türk hakimiyetine almayı başarmışlardı. Bunu sağlayan kuvvet yukarıda zikredilen asî generallerden biri olan Ts'ao Ts'ao'nun savaşlarında yardımları olduğu için Şansi bölgesine yerleştirdiği 19 Hun kabilesi idi. Kalabalık olan ve her fırsatta Çin idaresine başkaldıran (meselâ 271 294 296 yıllarında) bu Türk kütlesi millî benliğini koruyor ve eski tanhu ailesi mensuplarına karşı saygı beslemeye devam ediyordu.

19 kabileden biri T-opa (Tabgaç) biri de büyük Tanhu Mo-tun ailesinin indiği Tuku veya T'uko idi. Hun Tuku (T'uko) başbuğu eski tanhular neslinden ve Hun elig'lerinden olan Liu Yüan (Liu bu devirde Tuku ailesine Çinlilerin verdiği addır) çetin bir hürriyet mücadelesi verdikten sonra dikkat çekici bir siyasî kavrayışla 500 sene önceki atalarının eski Han sülalesi ile olan dostluklarını ve "kardeş"liklerini de ileri sürerek ve hatta kendi sülalesine "Han" adını vererek bu Çin bölgesinde (merkez: P'ing ç'eng) Türk devletini kurmağa muvaffak oldu (304-329. 1. Chao). Çin başkenti Loyang'ı zapt etti (311). Kendisinden sonra Çin'in öteki başkentini de ele geçiren kardeşi Liu Ts'ung'un geliştirdiği bu siyasî hakimiyet şuuru; idare başbuğ aileleri arasında el değiştirmesine rağmen devam etti (başlıca Hun sülaleleri: 2. Chao: 329-351 Hsia: 407-431 Kuzey Liang: 401-439 ve bunun devamı: Lou-lan krallığı 442-460; Turfan civarında). Aynı şuur Tsükü (Chuch'ü) Mengsün tarafından kurulmuş olan son Hun devleti "Kuzey Liang"ın 439 yılında Tabgaç hükümdarı T'aivvu'nun baskısı ile başkent Gutsang işgal edilerek yıkılması üzerine buradan kaçıp kurtulduğu anlaşılan Türk Açına [Asena Bozkurt] ailesinin temsil ettiği büyük Göktürk Hakanlığı'na ulaştı.

Çin sahasında Hun adı altındaki siyasî hayatları böylece tarihe karışmakla beraber M.Ö. 1. asırda Çi-çi iktidarının yıkılması neticesinde etrafa dağılmış olarak Sogdiana'nın (Seyhun-ötesi) doğusunda Kafkaslar'ın kuzeyinde hatta Dinyeper nehri civarında ve bilhassa Aral Gölünün doğu bozkırlarında varlıklarını devam ettiren Türk kütleleri oradaki diğer Türk zümreleri ve 1. asır sonlarından 2. asrın yarısına kadar doğudan gelen Hun kalıntıları ile çoğalmışlar ve uzunca bir müddet sakin bir hayat yaşamak suretiyle güçlerini artırmışlardır. Bunların büyük ihtimalle iklim değişikliği yüzünden veya son yıllarda gelişen yeni bir görüşe göre 110-350 yıllarında doğudan gelen Uar-hun baskısı karşısında batıya yöneldikleri ve sonra Avrupa Hun İmparatorluğu'nu kurdukları anlaşılmaktadır. Bu kütlelerin batıya Sibirya’ya doğru Çin sahasından uzaklaşmalarından dolayı haklarında 2 asır gibi uzun bir süre yazılı bilgi bulunamadığı gerekçesine dayanılarak Hiungnularla aynı kavim sayılamayacakları yolundaki bazı iddialara rağmen Atilla zamanında bütün Avrupa'da Türk hakimiyetini gerçekleştirenlerin bu Asya Hunları neslinden oldukları çeşitli vesikalarla belgelenmektedir.

Askerî Teşkilat

Sadece hafif zırhla korunmuş ve tamamı atlı okçulardan oluşan bir ordunun nasıl bunca orduları yok ettiği ve hattâ iyi eğitimli tam zırhlı ve yüksek tecrübeli Roma lejyonlarını yendiği ilk bakışta hayret vericidir. Bu zaferlerin sırrını çözebilmek için Hunlar'ın savaş taktiklerini silahlarını ve nasıl organize olduklarını iyi bilmek gerekir.

Atlar Hun askerî kuvvetinin temel taşıydı. Daha sonraları Avarlar ve Macarlar gibi Türk kavimleri de atı ataları Hunlar gibi iyi kullanmışlardır. Hun atları Avrupa atlarından farklıdır. Bunlar daha küçük tüylü ve daha dayanıklı cesurdular. Bu atlar sayesinde Hunlar düşmanlarından 5 kat daha uzun mesafeleri onlarla eşit sürede alabiliyorlardı. Bütün askerler yanlarında en az iki at taşırlardı ve bu yedek atlar sayısı 5 e kadar çıkardı. Bunun iki nedeni vardı. Eğer savaşta atı ölürse diğer atlardan birini kullanabiliyordu ve üstelik çok sayıda at düşmanların Hun kuvvetlerinin miktarını tam olarak kestirmesini engelliyordu. Hun askerleri ikmal yolları kurmazlardı. Her asker yiyeceğini silahını çadırını sefere çıkmadan önce ayarlamak zorundaydı ve bunları yedek atlara yüklerdi. Hun atları da askerleri gibi çok hafif zırhlı idiler. Hunlar semeri kullanmasını biliyorlardı fakat üzengiyi kullanmamışlardır. Aslında kullanmalarına gerek olmadığı da bazı Çin ve Avrupa tarihçileri tarafından bahsedilmektedir. Çünkü Hun askerleri ata sözleri ile hakim olabiliyorlar böylece ok ve kılıç kullanırken çok rahat hareket edebiliyorlardı. Emirlerle atların düşman atlarını ısırması ve yere düşen düşman askerinin ezilmesi sağlanıyordu. Üzengi Avarlar sayesinde 5. yüzyılda Avrupa'da yayılmaya başlamıştır.

Hun atlı okçuları "Birleşik Yay" diye bilinen çok güçlü ve etkili ağaçtan yapılma boynuz ve deriyle kaplanmış bir yay kullanıyorlardı. Elbetteki bu yaylar yerin altında binlerce yıl kaldıklarından bugün sadece kemikle kaplanmış kısımları mevcuttur. Bir Macar okçuluk uzmanı ve seyisi Lajos Kassai yıllar sonra Hun hikâyelerine buluntulara ve arkeolojik kazılara dayanarak Macar Hun ve Moğol yaylarını üretmeyi başarmıştır. Bu şekilde bir yayla bir asker 2 yaya sahip olmuş oluyordu. Bu yaylar kuru tutulmak zorundaydılar. Askerler yanlarında deriden yapılma bir sadak taşırlardı. Bu çeşit bir yayı üretmek genelde yarım sene alıyordu. Öncelikle kayın ya da akça ağaç diye bilinen uygun ve şekil alabilir bir ağaç olması gerekiyordu. Yay'ın gövdesine boynuz ve sert odun parçaları yapıştırılıyordu. Deriyle kaplanarak nem karşısında önlemler alınmış oluyordu. Bu yay sayesinde Avrupalı askerlerin kullandıkları yaylardan daha etkili ve hızlı bir şekilde atış yapabiliyorlar daha az yoruluyorlardı. Şimdi düşünün 10 000 atlı asker düşman karşısında ve atlarını sadece sözleri ve diz hareketleri ile yönetiyorlar ellerinde en az 3-4 ok var yani bu bir dakikadan az bir sürede aynı anda 40 000 ok demek.

Hun ordusu yakın savaşa pek girmese de mecbur kaldığında genellikle mızrak ya da pala hançer kullanırlardı. Askerler küçük yaştan itibaren eğitilmeye başlanır onlara at sürmesi yay ve kılıç kullanması öğretilirdi. Okçuluk talimleri genellikle fare kuş gelincik daha sonra tavşan ve tilki gibi küçük hayvanlara karşı yaptırılırdı. Böylece büyüdüğünde mükemmel derecede at süren ve yay kullanan kusursuz bir atlı okçu savaşçı yetişirdi.

Hunlar gibi atlı göçebe milletler genellikle savaşlarda mahvediciydiler. Kullandıkları taktikler Avrupa orduları ve Çin piyadeleri için bilinmeyen ve sezilemeyen tuzaklarla doluydular. Hun askerleri hep sayıca üstün kuvvetlerle savaştıkları için öncelikle onların sayılarını etkisiz hale getirene kadar ok yağmuruna tutar iyice yıpranan düşmana mızrak ve kılıç hücumuna çıkarlardı. Oklara karşı kalkan kullanmayı deneyen ordulara karşı ise grup halindeki okçularla ateş ederlerdi. Önce havadan ok yağmuru başlar diğer grup da hemen kalkanlarını havaya kaldırmış askerleri oklardı. Genellikle pusu kurarak hücum etme taktiği kullanılırdı. Avrupalı ve Çinli tarihçiler Hunlar'ın en tehlikeli ve hileli taktiğini yani bizim bildiğimiz Turan Taktiğini şöyle tanımlamışlardır: Ordu bütün kuvvetleri ile düşman hatlarına hücum eder kısa bir süre çarpıştıktan sonra bir işaretle geri çekilir gözünü hırs bürümüş düşman zaferi kazandığına inanıp Hun ordusunu takibe koyulur ancak ani bir işaretle Hun atlıları eğerlerinin üzerinde ters döner ve 3-5 ok atarak ön hücum hattının saldırısını kırarlar ve bu sırada yanlara açılmış Hun okçuları düşmanı iyice çevirmiştir. Avrupa tarihçileri bile bu taktikleri ve iyi organize olmuş savaş düzenini barbar ve kana susamış ilkel kavimlerin yapamayacağını kabul etmiştir.

İktisat

Aslında İktisat ve Hun birlikte düşünüldüğünde çoğu kişi şaşırabilir. Çünkü Hunlar bugüne kadar göçebe koyun çobanları olarak bilinirlerdi. Fakat yeni araştırmalar bu bakış açısını değiştirmiştir. Baykal Gölü etrafındaki son kazılardan sonra Bilim adamları Hiung-nular'ın sadece koyun çobanlığına dayanan ekonomisi görüşünü terk etmişlerdir. Hunlar'ın şehirler kurduklarını bunların etrafını sıkı duvarlarla koruduklarını taştan ve odundan sürekli kullanmak için evler yaptıklarını sadece çadır kullanmadıklarını tespit etmişlerdir. Bu bölgelerin ticaret ve tarım merkezleri olduğu esnaf ve birçok zanaatkârın bulunduğu ayrıca Hunlar'ın pulluğu kullandıkları arpa ve buğdayı bildikleri ortaya çıkmıştır. Hunlar'a ait oldukları kanıtlanmış birçok mezarda ise bazı tarım aletleri bugünlerde Rusya'da bulunmuştur. Hunlar buğdayı büyük çukurlarda saklamışlar iki taşın arasında öğütmüşlerdir. Ayrıca çanak ve çömlek kullandıkları demiri ve bronzu işledikleri anlaşılmıştır..
tsk ama anlamadım
mert_70 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
arsividevletler, beylikler, hakkinda, hersey, mukemmel, turk, turkler

Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:17 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mustafa
chat sohbet Emo Sitesi Kurtlar Vadisi Pusu Wordpress Eklentileri Web Stats
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 11, 13, 14, 15, 16, 264, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 251, 250, 249, 247, 248, 85, 86, 87, 88, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 202, 160, 161, 162, 163, 164, 166, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 187, 182, 183, 184, 185, 186, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 204, 205, 207, 208, 209, 210, 211, 216, 215, 214, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 252, 260, 233, 238, 262, 261, 273, 263, 245, 246, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 265, 266, 274, 268, 271, 267, 272, 269, 270, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 11, 13, 14, 15, 16, 264, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 251, 250, 249, 247, 248, 85, 86, 87, 88, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 202, 160, 161, 162, 163, 164, 166, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 187, 182, 183, 184, 185, 186, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 203, 204, 205, 207, 208, 209, 210, 211, 216, 215, 214, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 252, 260, 233, 238, 262, 261, 273, 263, 245, 246, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 265, 266, 274, 268, 271, 267, 272, 269, 270,